Salı, Nisan 21, 2009
BİZE YOLCULUK
Koca bir kalem olup
Sayfalara haykırsam..
Otursam,
Bir şiir yazsam,
Bir şiir yazsam
Havaya..
Aldığın her nefeste
Mısra mısra
Beni çeksen içine,
Beni anlasan..
Sussam, sussam..
Somurtkan..
Sonra karanlık göklere
Bir güneş gülsem sımsıcak
Her döndüğünde yüzünü,
Başın her sıkıştığında
Seni ben ısıtsam,
Aydınlatan ben olsam
Yolunu..
Sussam, sussam..
Tutup tutup kendimi
İçime çağlasam
Sular, seller olup
Okyanuslara aksam
Tatlı bir yaz yağmuru
Kıraç toprakları besleyen,
Her bahar, dalmışken papatyalı hülyalara
Bir papatyanın yaprağında
Beyazlığı bende bulsan..
Sussam, sussam..
Dağlar taşlar titrese
Çektiğim tek bir offf'tan,
Fırtınalar koparken yüreğimde
Saçlarında dolaşan
Ilık meltem ben olsam..
Teninde ferah bir esinti,
Tatlı ürperişlerinde hep
Beni hatırlasan..
Sussam, sussam
Hiç konuşmasam,
Kulaklarımda gümbür gümbür
Ayak sesleri gönlümün
Tüm ritimlerine bürünüp dünyanın
Ruhuna çalınan her melodi
Ben olsam,
Binbir çeşit duygu olup
Huzurlu anlarına karışsam..
Sussam, sussam
Dönüp dönüp kendime
Sorular sorsam..
Cevap vermesem, sussam
Kendime çıkan dik bir yokuş
Uçsuz bucaksız bir yol olsam
Dönüp dönüp kendime çıksam
Az gitsem, uz gitsem
Attığın her adım, ben olsam
Hayatı benimle arşınlasan
Koca bir yol ömür,
Dönüp dönüp kendine
Dönüp dönüp bana çıksan,
Her yolun sonunda bizi bulsan..
Sussam, sussam..
Koca bir kalem olup
Sayfalara haykırsam..
Aldığımız her nefes
Mısra mısra
"biz" koksa..
IQ't ksk 2004092354
YANIMDA
Tutarak kirpiklerimden,
Okşayan yanaklarımı,
Sırdaş olmak için yalnızlığıma
Bir tek
Sen
Varsın..
İçimdeki karanlıklar
Tüm şehri sardığında ve
Tebessüm dudaklarıma,
Henüz batan güneşin ardından gelecek
Bir gün doğumu
Kadar uzakta iken.. Bir tek
Sen
Yanımda..
IQ't ksk 2004092325
Pazar, Nisan 12, 2009
Yara
Görünmez bir hançer,
Görünmez yaralar,
Gerçek bir acı, kayıp günler..
Nefes almak bile ağır..
Göğsümde
Tarih öncesi korkuları barındıran
Ko-ca-man bir buz dağı,
Karanlıklar çağırıyor beni
Ağır ağır..
iqt ç1340
Cumartesi, Nisan 11, 2009
Düşünceler
Hercai fırça darbeleri dört bir yandan
Umulur ki,
Bu kez farklı, farklı çarpıyor kalbi adamın
Simsiyah, bir hayal bakıyor bak, kapıdan..
Dipsiz kara bir kuyu ya da
Huzur dolu bir tuval gökyüzünde
Geceyi resmeden,
Bir tutam sevgi, ihtiyacı gönüllerin,
Sonsuz kubbenin altında, herşeyin anahtarı
Ilık, mavi bir güven..
iqt11041506
Pazartesi, Mart 09, 2009
Sevdaya Tutunmak
Nasıl dört elle avuçlayıp
Sarıldıysa sımsıkı toprağa koca çınar
Sende öyle tutun sevdana
Yılma.
Sevda yolu bu yol
Aşk yolu,
İnse de çıksa da
Senin yolun sevda yolu..
Ya bir demet papatya olursun bu yamaçta,
Sımsıcak güneşin ardından gelen
İlk yağmurda vazgeçen diyarından,
Ya da asırlık koca bir çınar
Sevdasına sımsıkı tutunan.
IQ’t 0903092057 ksk
Perşembe, Şubat 05, 2009
Veda
Anlam veremiyorum..
Bir huzundur kapladı yine içmi
Gozkapaklarım yarıya çekti yine bayrakları
Hayırdır
Gidipte dönmeyecek olan mı var yine?
Bakma sen oyle catal catal olduguna sesimin
Bosver yine dugumlensin kelimeler
Daha ilk kivriminda bogazimin,
Eskiden beri sevmem ben vedalari
Ne kadar kisa olsalar bile,
Daldiripta hani o ucu pasli kuregi
Toprak atmak gibi gelir
Anilarin uzerine, herzaman..
Sana veda, vedalarin en zoru
Iki gider, beş koşar gelir geri yarali gonlum
Uzaklaştıkça sana yakin
Vedalar fayda etmez, nafile..
Seni tanidigim gun,
"hoscakal" kelimesine bir cizik attigim
Lugatimdan cikardigim gun olmustu benim
Yuregimde sen vardin ya,
Tum vedalar uzak dursundu bana
Yada butun vedalari birlikte, yanyana yapsaydik..
Hep biz ugurlasak, hep biz ayrilsaydik..
Biz olsaydik, biz kalsaydik..
Dedim ya, anlam veremiyorum
Ne olduda yarilandi bayraklar?
Dayanamam, gidipte donmeyecek olan sen misin?
Bir soguk kis gunu
Incecik bir dala henuz tunemis
Titrek bir serce urkekliginde yuregim, kaldiramaz
Yapma dur..
Sensizligin, sensiz kalmanin neresi "hos" ki,
Gozlerinden dokulen her damla icimde bir caglayan
Hic yakismiyor sana bu "son hoscakal"
Hic yakismiyor bize..
Igneler gibi zaten agzindan dokulen her hecesi,
Yokluguna aliskin degil benligim..
Sus, konusma daha fazla
Dur, bir diyecegim var sana
Istedigin gercekten buysa
Bir adim oten karanlikken bana
Kosarak giderim yokluguna!
IQ’t
Çarşamba, Eylül 17, 2008
ADAM
Gönlümün
Astım yüreğimi
Bembeyaz buluttan
Pamuksu bir darağacına..
Taşıyamacağından değil
Bu acıyı ama
Katlanmak çok zor
Çocukların
Dinmeyen gözyaşlarına..
Binlerce çocuktan oluşan
Yetişkin bir adamım ben,
Cesaretini naifliğinden alarak
Dimdik duran..
Kalbi kırıldığındaysa
Dudakları ürkek, titrek
Bir çocuk gibi hemen kıvrılan..
IQ't 2907080618
Çarşamba, Eylül 03, 2008
Google Chrome
Beklediğim kadar bariz bir hız göremediğimi belirtmek istiyorum. Ancak şu an için tabiki henüz 3-4 farklı siteye girmiş olduğum da bir gerçek :) Eee, beklentiler yükselince eleştiriler de doğal olarak o oranda sağlam geliyor.
Bu arada bu yazıyı gönül isterdi ki Chrome üzerinden girerek blogger'a kaydedeyim. Ancak Blogger, Chrome'da yüklenmiyor. Az önce ilk hata iletimi yine Chrome üzerinden Google'a yolladım. Sanırım yalnızca Blogger ana sayfası yüklenmiyor, farklı linkleri kullanmakta olduğum Maxthon üzerinden kopyalayıp denediğimde çalıştı, du bakalım :)
Diğer browser'lara göre olduklça sade ve farklı görüleceği üzere. Önyargısız ve aşırı beklentisiz biraz kullanalım bakalım ne olacak..
Buradan ilgili Official Google Blog'u okuyabilir ve buradan da Google Chrome 'u indirebilirsiniz.
Perşembe, Ağustos 21, 2008
Abuzeyd Abeyy
Gözlerim dolmuş, güneş gözlüğümün ardından belli etmemeye çalışarak araba kullanıyorum. Bir sonun başladığı hastane koridorlarına doğru ve hiçbir şey olmamışçasına davranmaya, hiçbir şey belli etmemeye çalışarak.. Ebuzeyid Abi'nin kızı Zeynep bana yukarıdaki cümleyi söyleyince kendime geliyorum. Yol boyunca aklımdan her türlü anı gelip geçiyor..
Bugün gerçekten kötü bir gün..
Abuzeyd Abeyy.. O benim Abuzeyd Abeyy'im.. Bana herkese olduğundan farklı, daha iyi, daha olumlu davranırdın. Seni çok seviyorum, seni çok seviyoruz Vestel olarak.
Nasıl bir tatile çıkıyorsun bilemiyorum, ancak şunu bil ki, fabrikamızın kapısında gözler döneceğin günü hep tebessümle anarak bekleyecek..
Salı, Ağustos 05, 2008
Geçmişin İzleri
Pazar, Nisan 27, 2008
KAÇ KİŞİ VAR DAHA?
Gecenin bu karanlığında
Büzülmüş dudaklarıyla
Bir köşesine sinmiş
Odasının,
Yalanla yaralanmış
Gözlerinden gözyaşları sızan
Yanaklarına
Benden başka?
Kaç kişi var daha
Kendinden
Vazgeçmeye and içmiş
Kokmuş aldatılmışlığı
Yaşamamak adına bir daha,
Benden başka?
Kaç kişi var daha
Masum bir gülüşün
Ardında gizlenmiş
Onursuzluk ihtimalini
Görmemek için
İnsanların yüzüne bakmaya
Tövbeli,
Bile bile kör
Benden başka?
Kaç kişi var daha?
0303082229
Cuma, Mart 14, 2008
Yanında Ben Varım
Rüzgar gülerim
Yağmur ağlar, ateş bakarım..
Bir sende, bir sana yanarım
Ilık, nemli bir sevgi saçarım tomurcuklara
Her bahar çiçek açarım..
Kulaklarda tatlı bir melodiyim.
Teninde güle oynaya gezen rüzgar,
Gözlerindeki her damla..
Sebepsiz mutluluklarında, tatlı her tebessümündeyim
Tüm hüzünlerini içime alırım
Yalnız hissetme kendini hiç bir Eylül
Sonbahar benim, yanında ben varım..
6642114
Perşembe, Mart 06, 2008
Ah be hayat, alacağın olsun!
Nasıl geçtiğini sormak istedim
Dün gecenin..
'Dedenler nasıl, iyilerdir umarım,
Hem
Nasıl da sevinmiş,
Mutlu olmuşsundur şimdi sen
Görünce onları?' demek
Sana olanca içtenliğimle..
Ve, sıkıca sarılmak..
Nasıl geçti dün gece, mutlumusun demek sana..
Sırtımdan geçerek ciğerlerimi tuttu
Soğuk bir el sonra,
Nefessiz kaldım, gözlerim karardı bir an..
'Dur ' dedim kendi kendime..
Dur bir düşün hele!
Bir hesabın olmalı, bir dalavere,
Bir oyun..
Ne planlıyorum, maksadım ne
Yaparken bunu?
Güvensizlikler boşuna olmamalı, bir
Artniyet sağanağı yaşanmalı benden kaynaklı..
Öyle olmasa bile, 'hem niye hep sen düşünüyorsun
Be adam!' desem ya birde kendime!
Başkalarına kıyılamıyorken(!), senin hesabın
Azalıyorken birer birer, hem sana ne..
Bak biner biner azalıyor bedeninden gramlar,
Gözünden fer..
Yüzündeki tebessüm onbinlerce dakikadır
Ağlamaklı..
Bir sevdaya söz geçiremedin ya!
Bir sevdaya söz geçiremedim ya, ahh!
Ah be hayat, alacağın olsun!
Bir hayat.. Bir oyun..
Neresindeyiz, neresindeyim bu oyunun şimdi?
Neresindesin sen?
Aynı sahnede farklı roller..
Neyi oynuyorsun, sana ne rol verdiler, mutlu musun?
Mutlu musun?
Mutlumusun sana biçilen rolü geçirirken üzerine?
Repliğini kendi yazarken acı çekiyor insan, onu
Sorma, kendimden biliyorum!
Başrolde ama yalnız, mahsun,
Ah be hayat, alacağın olsun!
IQ't vm 5380901
Pazartesi, Şubat 18, 2008
Lacivert
Bir sese hasretlik çekmek..
Bir sesi duymayı bu kadar istemek,
Bir sese özlem duymak..
?
Çalmadığını bildiği halde,
Telefona takılı kalması gözlerinin insanın..
...
Taa içinde, kemiklerinde hissetmek aldığın nefesi..
Düşüncesiz geçirilen dakikalar..
Yada, silmek alındaki teri
Heryere dağılan düşüncelerin ardından,
Herbirinin peşinden amaçsız kovalamacalar..
..
Bekleyen kim?
Amaç ne?
Büyük harflerle yazılmış bir ACABA?
..
Yüksek dağlarda çarptığı gibi insanı oksijenin;
Gönlündeki yangının sönüp sönmediğini anlamak için
Kapıyı yoklayanı çarpar acabalar...
Yıkar insanı..
Ne beni, ne kendini dene bu yolculukta
Olduğun gibi gel, bekletme..
Sensiz ne kadar mutluysam
O kadar durudur çamurlu su..
Kanımın kırmızısı kadar laciverttir okyanus
Ve yağmur
Seni sevdiğim kadar berrak...
AykuT IQ’t vkm 14550354
Perşembe, Şubat 14, 2008
Sensizliğin Celladı
Çırpınır
Adın mıhlanmış yüreğim
İsmini her duyduğunda,
Gözümün önünden gitmeyen
Güzel yüzün
Her gelişinde aklıma..
Yüreğim
Şakaklarımda atmakta..
Cüzdanımda saklı
Bana verdiğin o ilk fotoğraf
Halâ..
Oynaşıp durur bütün
Yaşanmış anılar zihnimde..
Sensizliğin celladı
Kara gözlerini
Gergin bir yay gibi beklerim,
Ürkekliğinde boz ceylanın
Lal şişede, kendi kanımdan;
Çırpınışlarım boynuma geçirilmiş
İnce bir urgan
Naif, çocuksu, kırılgan..
Kime bakar şimdi
Sensizliğin celladı
Kara gözlerin?
IQ't dm142809001
Salı, Şubat 05, 2008
TAVA YILDIZI
Cesmedeki 'tava yildizina' firlattim kalbimi,
Yaysın sıcakligini etrafa
Usume soguk havalarda diye..
Buz gibi olsun ortalik
İliklerime kadar donayim istiyorum
Tekrar yaşayabilmek için titrediğimiz anlari
Hep sıcak tuttum boynumu, kollarımı
Üşür, gelir sarilirsin sımsıkı birgün belki diye
Belki..
İçinde şimdi bir değirmenin yüreğim
Öğütülüyor
Öğütülürken savuruyor etrafa sevgisini
Karşılık bulur birgün belki diye
Belki..
Daha çok sevdim sisi, yağmuru senden sonra
Gizlememe onlar yardımcı oldu gözyaşlarımı
Rahatça ağlayabildim senin için böylece
İstediğim zaman
Herzaman..
Saatler nasilda çabuk geçerdi gözlerinde
Sensiz pus ve duman kapli simdi ufkum
Geçmek bilmiyor, değil saatler
Günler şimdi yokluğunda
Fakat yinede heran kaybetmekteyim zamani
Ve seni......
Hep aramak istedim sabahlari
Bir güzel günaydın demek
Bir 'günaydın'ını duyup güzel başlamak güne..
Tatlı rüyalar dilemek gece yarisi
Sesinin huzuruyla dalmak uykuya
Gülüşünün eşsizliği ile doldu hep
Tüm rüyalarımın arasi
Yüreğime saplanan hançer oldu
Titrek sesin, buğulanan gözlerin
Biraz mahçup, biraz kırılgan
Aramak istedim seni
Uzak kaldi ellerim telefondan
Değildir korkum hançerlenmek yeniden
Ateşten bir damla gözyaşın
Uzak kalmak ise senden
Ateşten bir gömlek..
Hançere boyun eğip çıkacağım karşına bir gün
Zor belki güzel günlerin gelmesi artık
Ama boyun eğmeyeceğim kadere bundan böyle
Bekleyeceğim, bekleyecegim
Biraz naif ama hep umutlu......
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-
Yaptığım herşey seni hatırlatıyor sanki bana
Yediğim yemek, soluduğum hava
Gezdiğimiz sokakları bu şehrin
Çöken sisi, yağmuru yağan üstüme
Körfezi, denizi, vapuru
Yaşamadım senden önce sanki buralarda
Yada doğmamıştım daha
Yaşamıyorumda bundan böyle
Yada öldüm, 'böyle olması gerektiği gün'..
Özledim..
Hatıraların yoldaş oldu bazen
Özledim..
Özlemim çığ misali büyüdü
Benliğimi parçalarcasına yıprattı kalbimi
Mantığım dolduramadı kavuğunu aklımın
İstedim...
Senden birşeyler daha katmak yaşamıma
İstedim görmeyi tekrar gözlerini..
Fotoğraflarda dahi olsa...
İstedim sesini duymayı, seni izlemeyi..
İstedim gördüm
İstedim duydum
İstedim ve yaptım..
İstedim..
Yaptım..
Keşke sende..
Anlamıyor değilim...
Ama keşke..
Sende..
Çok istemiştim inan..
Hep kurmuştum hayalini
Saatlerce beraber oturup bakışmayı..
Hiçbirşey yapmadan sadece başbaşa..
Yada muhabbetle doldurmayi tüm geceyi..
Gözlerinde tüketmeyi saatleri
Sarılıp hissetmeyi diğer yarısını kalbimin
Kağıt helva yerken izlemeyi seni..
Sıcaklığını yaşamayı gülüşünün
Gözlerindeki anlamı..
Bir ömür yeter mi?
Eskidende bir garipti şarkılar
Şimdi bir başka koyuyor sanki
Senden bir iz hepsinde
Hepsinde gözyaşı, hepsinde hüzün..
Ancak yinede hepsinde bir mutluluk
Bir tebessüm..
Çünkü sen varsın şarkılarda..
Bir sabah tüm iyi seylerin
Hayat iskelesinden
Dönüşü olmayan ufuklara
Ada vapuru gibi ayrilacagini göreceğiz..
Ne tüttürülen sigara dumanı kalacak geriye
Nede yaşananlar..
Belki bir tortu kalanların kalbinde..
O zaman anlaşılacak belkide
Yaşananlar ve anılar
Maltepe sigarasının
Her arandığında
Her bakkalda bulunabilmesi kadar kolay
Gelmeyecek geriye
Ada vapuru karanlıkta
Yok artık o eflatun günler
Portakal çiçeği akşamları gönlümüzün
Yarın öleceğimi bilsem
Yine veririm karşılıksız gönlümü sana
Yarın öleceğimi bilsem
Yine çıkar dikilirim karşına
Yarın öleceğimi bilsem...
Peki sen
Yarın öleceğimi bilsen? ..
22 Kasım 2001 Perşembe - 12:38 mns
Perşembe, Ocak 31, 2008
Ellerin
Ellerini?..
Ne kadar güçlü ve güzeller..
Kendimi sonsuz bir
Güvende hissediyorum,
Ellerinin arasında..
Ellerin çok güzel, biliyor musun?
Bana sımsıkı sarılsana,
Sımsıkı sarıp, sarmala bedenimi..
Bazen bir sevgili, bazen bir arkadaş, bir dost
Bazen bir baba eli gibi
Kuvvetli ellerin
Sevgilim..
Saçlarımla oyna biraz daha
Durma
Bak yine uyuyakalmışım kollarının arasında
Ellerin başımda,
Şefkat, sevgi, aşk dolu ellerin..
Başımı biraz sıkar mısın
Sevgilim?
Sevgiyle öpüyorum ellerini,
Aşkla..
Hiç ayrılmasan yanımdan benim..
Ellerin bana güven veriyor sevgilim..
IQ't vd311814241
Pazartesi, Ocak 28, 2008
Ödün
Soğuk kış gecelerinde gönlümün..
İki çeki ödün aldım yaşadığımız günlerden
Her akşam iki çeki
Besliyorum bilinçaltımı..
Ödün, ödün, ödün..
Yolun sonu ödün..
Kişiliğin şah damarına dayalı
Keskin bir bıçak..
Başlangıcı muallak
Biteceği nokta kesin ancak,
Kestiremesek de..
Verdiğim ödünlerimi yakıyorum
Yalnız ve soğuk kış gecelerinde gönlümün..
Her hataya bir ödün düşerken,
Her ödün bir hataya dönüşmüş,
Sızlamasını hissetmediğin yansımasına
Bak, aynadaki gönlünün
Ödün biriktiriyorsun, farketmesende
Aynı sonu düşlüyor bilinçaltın senin de
Bakıp bakıp anlam veremesen de..
IQ't 281815091
Cumartesi, Ocak 26, 2008
Stockholm, İsveç
Aman dikkat! Avrupa Birliği üyesi olan bu ülkede Euro kullanılmıyor. Her ülkede ayrı para kullanıldığı günleri anımsadım. Euro'ya geçtikten sonra ne kadar rahat etmişiz ve farkında değilmişiz meğer.

Stockholm şehrine indikten sonra, en kısa süre yolculuk yapabileceğim seyahat aracı olan Arlanda Express'e yöneldim. Biletleri otomatik makinelerden alabiliyorsunuz, tabiki Euro yerine SEK (İsveç Kronu) kabul ediyor yalnızca makine. Biletinizi tren içinde alacak olursanız 50SEK fazla ödüyorsunuz. Trene bindikten sonra bir çift ve ayrı oturan iki bayanla hemen muhabbete başladık. Ya onlar sıcak ya da ben. Ya da herkes :) Sonuçta sıcakkanlı insanlar. Görevli bayan geldi ve Euro kabul edemeyeceğini söyledi. Kredi kartımı alıp geri vermesi 1sn'den daha uzun sürmedi. Ücreti kestiğini dahi anlamadım desem yalan olmaz. Yanımda oturan çift şaşkınlığımı anlamış olmalıki ortaya laf atıldı: 'How quick huh? :)" Sanıyorum bu reklamlarda gördüğümüz uygulamaya benziyor. Sonraki alışverişler kredi kartı ile olacak belli oldu. İndikten sonra bir taxi ile otelime gittim. Taxi'lerde bir çok mesafe için 'fixed prize' uygulanıyor. Tongaya düşmemek gerek. Örneğin 'old town' dedikleri Gamla Stan ve çevresinde benzer tek tarife uygulanmakta. Ancak belirtilmiş yerler dışında farklı bir isteğiniz olursa o zaman gün içinde saatine göre 4 farklı tarifeden birini uyguluyorlar. Taksilerde kredi kartı kabul ediliyor neyseki.. Kısa olsun diye treni seçtim ama 2 vasıta ve üstüne birde kart vs.. ile uğraş dur. Dönüş Airport Shuttle ile olacak, kesin..
Ertesi gün toplantı saatime kadar Gamla Stan'ı turlamaya karar verdim. Birçok yerde belirtildiği gibi 'Eski Şehir' olarak geçen Gamla Stan korunmuş tarihi yapısıyla dikkat çekecek bir yer. Hava sıfır derece civarlarında. Dışarıda insanlar eldiven ve berelerini takmış dolaşıyorlar. Hemen heryerde bisiklet yolları, bisiklet ve koşucular için ayrılmış olan trafik ışıkları bulunuyor. Bizde yaya için dahi yokken.. 'Bu havada?' şaşkınlığı içinde kendi kendime söylenirken yanımdan koşarak geçen insanlara bakıyorum istemeden. Bisiklet kullanımı kızlar arasında oldukça yaygın. Ne yalan söyleyeyim böyle bir havada hemde mini etekleriyle bisiklet kullanan tiplere ilk kez rastlamanın şaşkınlığını bir süre atamadım üzerimden. Bir ara moda olduğunu duymuştum ama hani şu kalın çoraplar, bir zamanların taytları burada salgın halinde. Hatun kişiler başka şey giymez olmuşlar incesi kalınıyla.

Gamla Stan en eski yerleşim yeri Stockholm'ün. Sokakları oldukça dar. Dar kelimesi öylesine kullanılmış bir kelime değil, kimi yerlerde 1m'ye düşen sokaklar bunlar. Genellikle 2-2,5m civarında. Öyleki bazılarına araç girdiği zaman yanından yürüyerek geçemiyorsunuz neredeyse. Ancak dolaşmak ve fotoğraf çekmek için oldukça ilginç mimariya sahip olması nedeniyle ben sevdim.
Arada birkaç taksi deneyimim daha oldu ve özellikle söylemek istediğim kesinlikle gittiğiniz yere doğru fixed prize uygulamasını teyit edin ve kredi kartı kullanın. Uyanık geçinen adamlar pariteyi kendi lehlerine 2 katına çeviriyorlar, 'yerseniz' tarifede 2 katına çıkıyor doğal olarak. Adamlar Euro kullanmıyorlar, ne takside ne otelde ne restoranda ve nede marketlerde.. Turistik mekan ama üzerinde Euro bulunduran insan yok!
Hemen herkes düzgün aksanla İngilizce konuşuyor. Arada iki çift sohbet etme imkanı bulduğum insanların havanın aksine oldukça sıcakkanlı olduklarını söyleyebilirim. Şu mini etekle bisiklet kullanma meselesinide garip karşılıyorlar, ama cümleler anlaşılmışcasına şu şekilde sonlanıyor; 'birde yazın gelip görmelisin!' :)..
Şehir, adı üstünde (!) bir çok irili ufaklı adacıktan oluşuyor; Stockholm. Adacıkların arasında nehir dedikleri akıntılar var. Gerçekte ortada bir nehir bulunmuyor. Şehrin sol tarafı tatlı, sağ tarafı ise tuzlu su, yani deniz. Teorik olarak oradan tekne ile Türkiye'ye ulaşmak mümkün Baltık Denizi üzerinden.
Gamla Stan ve çevresindeki küçük adacıklarda bile onlarca galeri ve müze bulmak mümkün. Vaktim olmadığı için yalnızca bir tanesini seçiyorum aralarından, en meşhurları, ilgimi en çok çeken; The Vasa Museum . Dışarıda hava dondurucu, özellikle esmeye başladığı zaman. Genelde yaptığım gibi yürümeyi tercih ediyorum şehri tanıyabilmek için.

Vasa adlı gemi kesinlikle görülmesi gereken tarihi eserlerden biri. Korsan filmlerinden fırlamış gibi ve yanı başınızda canlı şekilde, her an hareket edecekmişcesine duran devasa bir gemi. Karaya çıkmak ve diğer gemilere yanaşmak için kullanılan filikası bile 12m uzunluğunda ve geminin tümünü izleyebilmek için 5 katlı bir yapı kullanılmış, gerisini siz düşünün artık.
Burasıda, Paris gibi, şehrin bahsettiğim merkezi kısımlarında oldukça temiz ve düzenli yapılaşmaya sahip. Yayalara yeşil yanarken üzerinize süren garip taksi şöförleri hariç genelde otomabil ve bisiklet sürücüleri kurallara uyuyorlar gördüğüm. Yayalarda ise durum bize göre iyi sayılır ama insan heryerde insan işte.
Gelmeden önce duymuştum, burada hemen herkes spor yapıyor ve fizikleri genel olarak iyidir diye. Gerçekten dolaştığım her köşe başında koşan, bisiklete binen insanlara denk geldim günün her saatinde. Elinde kayak takımlarıyla dolaşan insanlar ise bir süre sonra size yabancı gelmemeye başlıyor zaten. Şehre 10km uzaklıkta yapay bir pist olduğunu düşünecek olursak pekde garip sayılmaz doğrusu.
Kızları da hani memleketi bırakıp buralara yerleşecek güzellikte değiller. Ancak haklarını yememek gerek, gece bara, diskoya gitmemiş olmama ve kışın ortasında bulunmamıza rağmen dikkat çeken tipler yok değildi hani. Gerçi, birde yazınmı gelip görmeli ne? Yerlisi yabancısı aynı şeyi boşuna vurgulamamıştır herhalde.

Dönüş için havaalanına giderken yol boyunca sohbet etme imkanı bulduğum şöför arkadaş Türkiye'ye daha önce gelmiş, Alanya'ya. Türk kızlarının güzel olduğunu vurguladı oda. Kesinlikle :). Ne kadar rahat olduklarını sordu, İsveç kızları gibi rahatmıdırlar şeklinde? Ayrıca Türkiye şimdi tehlikelimi merak ediyormuş. Tehlike içeren bir durum olmadığını söyledim. Kızlarımız ise birçok büyük şehirde oldukça rahat yaşar durumdalar. Henüz evlilik dışı yada öncesi birlikte yaşamak yaygınlaşmış olmasa da, kızlarımızın kafasında yer etmiş durumda. Ailelerinden ve çevreden çekiniyor olmasalar birlikte yaşayan insan sayısının hızla artacağını düşünüyorum. Onlarda durumun nasıl olduğunu sorduğumda, iki çocuğu olduğunu ve evli olmadığını söyledi gülerek. Anladım dedim, neden evlenmiyorsunuz? Bilmem, ne gerek varki zaten birlikteyiz dedi. İsveç bu konuda rahatmış, hatta Avrupa'ya göre de rahat sayılabilirmiş.
Ancak geçenlerde yapılan bir televizyon programından bahsetti. İsveç normlarında (!) güzel bir kız ve yakışıklı bir çocuğu barlara salmışlar. Kız tabiki boş çıkmamış elini attığı mekandan. Ancak yakışıklı çocuğumuz eli boş çıkmış asılmaları sonucunda. Yani bir garip bu kız milleti, ne olacağı yine de belli olmuyor diyede eklemeyi ihmal etmedi.
Ekşi Sözlük'te çok güzel entry'ler var, bilgi için tavsiye ederim. Özellikle Goddard ve Ikeaman 'ın girdikleri çok faideli..
Açtığım gibi bitireyim, sinir oldum. Adamlar Euro kullanmıyorlar. Kendilerince şekilmi yapmaya kalktılar ne? Hesaplar SEK geliyor, Euro veriyorsun, üzerini kurdan geçirip SEK olarak veriyorlar, oohh. Söylediğim gibi, buraya gelirken muhakkak SEK bulundurmak gerek üzerinizde. Avrupa'nın meşhur diğer ana kentlerini gördüyseniz, buraya da gelinebilir, tabi yazın :).
Cuma, Ocak 25, 2008
Gemi
Sana mecbur yüreğimden,
Belli belirsiz yağmurlar
Gözlerimde..
Ne gemiler
Yolladım
Gökkuşağı bitmez
Denizlerine,
Ne gemiler yolladın
Adı masum
Koylarının
Kuytularına..
Her biri bir ay süren
Üç günümüz oldu seninle;
Bir gün güneş doğdu,
Yağmurlar yağdı ertesi gün..
Ve ben öldüm
Hani çekip gittiğin o
Son gün..
IQ't 251822271

